ANKET
HELLO I LOVE YOU
Etkileşim ekonomisinde pazarlamaya (conversation economy) hoşgeldiniz.
Dört yıl önce erkek kardeşim, birkaç arkadaşım ve 15 yaşındaki yeğenimle birlikte yelkenliyle Yunan adaları gezisine çıktık. Büyük bir keyifti. Üzerimizde hissettiğimiz tek baskı bir an önce kıyıya çıkıp gördüğü ilk internet kafeye girmeyi iple çeken yeğenimden kaynaklandı. Facebook. Facebook mu? Hepimiz küçük dilimizi yutmuştuk.
Aradan dört yıl geçti ve facebook dünya genelinde 500 milyondan fazla kullanıcıya sahip, bunların arasında 82 yaşındaki annem de var. Eğer sosyal paylaşım sitelerinin bir geçici moda olduğunu düşünüyorsanız bunu yeniden düşünmenizi öneririm.
Bir kitle iletişim diyetiyle yetiştirilmiş pazarlamacılar ve kitlesel perakendecilik yeni medya ile cebelleşiyorlar. Bütçeler saptırılıyor ve herkes yeni kutsal kaseyi arıyor yani nasıl "viral" reklam yapılacağını. Evet bu doğru. Sosyal paylaşım siteleri çoğunlukla geleneksel medyadan çok daha büyük bir verimlilikle tüketicilere ulaşmak için fırsatlar sunuyor. Ama ben asıl noktayı kaçırdığımızı düşünüyorum.
Sosyal paylaşım siteleri "medyayla" ilgili değil. Kültürde meydana gelen kökten bir sismik bozulma ile ilgili ve eğer kültür değiştiği halde ticaret değişmezse, ölür gider. Sosyal paylaşımın neden olduğu kültürel değişim geniş kapsamlı ve iş yapma tarzımızın her yönünü etkiliyor. Bugünün tüketicileri farklı düşünüyor, davranıyorlar ve bu sadece bilgisayar başında oldukları anlarla sınırlı değil.
Etkileşim ekonomisinde pazarlamaya hoşgeldiniz.
Yeniden geleceğe hoşgeldiniz.
İronik biçimde, günümüz dünyası geride bıraktığımızı zannettiğimiz bir dünyaya benziyor. İlişkilerin önem kazandığı bir dünya bu. Düşünce ve konuşulanların en güvenilir bilgi kaynakları olduğu bir dünya.Karşılıklı konuşmayı temel alan bir dünya.
Markanız ya da kurumsal imajınız müşterilerinizin zihinlerinde var olan izlenimler kümesinden daha fazla bir şey değil. Tüm koşullar eşit olmak kaydıyla, insanlar tanıdıkları ve beğendikleri insanlarla iş yapmaktan hoşlanıyorlar. Birini karşılıklı konuşma yoluyla tanımaya başlıyoruz. Bakış açılarını değiş tokuş ederek. Konuşurken ötekinin kişiliğini, değerlerini anlayarak ve değerlendirerek. Karşılıklı konuşma yoluyla ilişkiler kuruyoruz. Bu yegane insanca yol ve bu hep böyle olmuş. Toplum böyle kurulmuş. Bu toplumları bir arada tutan şey. Tek fark günümüz toplumları tüm dünyaya yayılmış insanlardan oluşan devasa ve iç içe geçmiş ağlar.
Bunu düşünün. Ortalama bir facebook kullanıcısı 130 arkadaşa sahip ve 80 farklı topluluk sayfasına, gruba ya da etkinliğe bağlanıyor. Eğer siz arkadaşlarınızın "beğendiği" bir şeyi "beğenirseniz", o zaman başlangıçtaki ağınızın çok daha ötesine yayılıyor. Hızla. Aynı şey "beğenmediğiniz" şeyler için de geçerli... Kitle iletişimi ölmedi. Fakat karşılıklı konuşmalı ekonomiyi anlamayan kitle iletişim şirketleri unutulmaya yüz tutacaklar. Çünkü bildiğimiz kadarıyla kitlesel yayıncılık çağına kültürel değişim meydan okuyor. Aynı şekilde, kitlesel reklamcılık da ölmedi. Fakat markaların karşılıklı konuşma içinde yer alma ihtiyacını anlamaları gerekiyor. Çünkü ilişkiler karşılıklı konuşma aracılığıyla kuruluyor. İlişkiler de karşılıklı konuşmalı ekonominin her şeyidir.
Peter Economides bir Marka Stratejisti ve Felix BNI kurucusudur. Peter küresel reklam ajansları McCann- Erickson Worldwide ile TBWA-Worldwide'ın eski Başkan Yardımcısı ve Dünya Çapında Müşteri Hizmetleri Direktörü olarak görev yapmıştır. Aralarında Coca-Cola, Apple, Absolut, Illy, Audi ve Nike'ın da bulunduğu dünyanın en simgesel markalarından bazıları üzerinde çalışmıştır.